Protezsiz meme dikleştirme

Protezsiz meme dikleştirme; meme hacminden genel olarak memnun olan ancak gebelik, emzirme, kilo değişimleri, yaşlanma veya genetik özellikler nedeniyle meme dokusunda aşağı yönlü yer değiştirme ve deri gevşekliği yaşayan kişiler için Dr. Ömer Parıldar tarafından kişiye özel olarak değerlendirilebilen cerrahi seçeneklerden biridir. Bu operasyonun temel amacı memeye yabancı bir implant eklemek değil, kişinin mevcut meme dokusunu yeniden şekillendirmek, fazla deriyi kontrollü biçimde çıkarmak ve meme başını anatomik olarak daha uygun bir konuma taşımaktır. Bu nedenle ameliyat yalnızca memenin daha yukarıda görünmesi üzerinden değil; meme dokusunun miktarı, cilt kalitesi, göğüs kafesi yapısı, meme başının konumu ve kişinin ameliyat sonrasında beklediği dolgunluk birlikte değerlendirilerek planlanır.
Meme dokusu yaşam boyunca aynı konumda kalmaz. Gebelik döneminde memeler büyüyebilir, emzirme sonrasında hacim kaybedebilir, belirgin kilo alıp verme dönemlerinde deri genişleyip yeniden gevşeyebilir. Yaşla birlikte cildin elastikiyetinin azalması da memenin göğüs kafesi üzerindeki konumunu etkileyebilir.
Bazı kişiler bu değişimlere rağmen mevcut meme hacmini yeterli bulur. Asıl rahatsızlık memenin aşağı doğru yer değiştirmesi, meme başının daha düşük pozisyonda olması veya üst meme bölümündeki şeklin değişmesidir. Böyle bir durumda hacim artırmak için protez kullanmak yerine mevcut dokuların yeniden düzenlenmesi değerlendirilebilir.
Dr. Ömer Parıldar tarafından gerçekleştirilen muayenede kişinin istediği görünüm ayrıntılı biçimde konuşulur. Amaç herkeste aynı yüksekliğe sahip veya aynı biçimde görünen bir meme oluşturmak değildir. Doğal meme yapısının korunması, vücut oranlarıyla uyumlu bir şeklin planlanması ve cerrahinin sınırlarının önceden açık biçimde anlaşılması önemlidir.
Protezsiz meme dikleştirme kimler için düşünülebilir?
Protezsiz meme dikleştirme özellikle mevcut meme hacmini büyük ölçüde korumak isteyen, ancak meme dokusundaki sarkmadan veya meme başının aşağı doğru yer değiştirmesinden rahatsız olan yetişkinlerde değerlendirilebilir.
Burada en önemli ayrımlardan biri hacim ile pozisyon arasındadır.
Bir kişi memesinin büyüklüğünü yeterli buluyor olabilir ancak meme dokusu daha aşağı seviyeye indiği için istediği şekli elde edemiyor olabilir. Bu durumda hacim eklemek ana hedef değildir.
Başka bir hastada ise sarkmayla birlikte ciddi hacim kaybı da bulunabilir. Böyle bir durumda sadece dikleştirme yapıldığında hastanın beklediği üst meme dolgunluğuna ulaşılamayabilir.
Bu nedenle ameliyatın uygunluğu yalnızca memenin sarkıp sarkmadığına göre belirlenmez.
Dr. Ömer Parıldar muayene sırasında meme başının doğal meme altı kıvrımına göre konumunu değerlendirir. Meme dokusunun ne kadar aşağıda bulunduğu, deri fazlalığının derecesi ve meme dokusunun kendi hacmi incelenir.
Cilt kalitesi de önem taşır.
Elastikiyeti daha iyi olan deri ile gebelik, emzirme veya büyük kilo değişimleri sonrasında belirgin şekilde gevşemiş deri aynı şekilde davranmaz.
Hastanın genel sağlık durumu ayrıca değerlendirilir.
Sigara ve nikotin kullanımı, yara iyileşmesi üzerinde olumsuz etki oluşturabileceği için özellikle önemlidir. Kullanılan ilaçlar, daha önce geçirilmiş meme operasyonları, meme hastalıkları, alerjiler ve geçmişte yaşanan yara iyileşme sorunları da paylaşılmalıdır.
Yakın gelecekte gebelik planlayan kişilerin zamanlama konusunu ayrıca düşünmesi gerekir.
Gebelik sırasında meme yeniden büyüyebilir. Emzirme sonrasında hacim tekrar azalabilir ve deri yeniden gevşeyebilir. Bu değişiklikler ameliyatla elde edilen meme formunu etkileyebilir.
Bu durum gelecekte çocuk sahibi olmak isteyen herkesin ameliyat olamayacağı anlamına gelmez. Ancak kişinin yaşam planı ile cerrahi zamanlamanın birlikte değerlendirilmesi daha doğru olur.
Meme neden zamanla aşağı doğru yer değiştirir?
Meme yalnızca meme dokusundan oluşmaz.
Cilt, bağ dokuları, yağ dokusu ve göğüs kafesi üzerindeki anatomik ilişkiler meme şeklini birlikte belirler.
Zaman içinde deri ve destekleyici dokuların elastikiyeti azalabilir.
Yerçekimi de yıllar boyunca meme dokusu üzerinde etkisini sürdürür.
Gebelik ve emzirme bu süreci daha görünür hâle getirebilir.
Gebelik döneminde artan meme hacmi cildi gerer. Emzirme sona erdiğinde hacim azalabilir ancak genişlemiş olan cilt her zaman eski gerginliğine dönmez.
Sonuçta meme dokusu daha aşağı pozisyonda kalabilir.
Kilo değişimleri de benzer etki oluşturur.
Belirgin kilo alımında meme hacmi artabilir. Sonrasında verilen kilo ile meme hacmi azalırken genişlemiş deri daha gevşek kalabilir.
Genetik faktörler de önemlidir.
Bazı kişilerin cildi daha elastiktir ve yıllar boyunca meme şeklini daha iyi koruyabilir. Bazı kişilerde ise daha erken yaşlarda sarkma oluşabilir.
Meme büyüklüğü de etkili olabilir.
Daha ağır meme dokusu zaman içerisinde cilt üzerinde daha fazla yük oluşturabilir.
Bu nedenle meme dikleştirme ihtiyacı yalnızca yaşla ilişkili değildir.
Genç bir kişide de gebelik, kilo kaybı veya genetik özellikler nedeniyle belirgin sarkma bulunabilir.
Protezsiz meme dikleştirme nasıl planlanır?
Protezsiz meme dikleştirme planlanırken hastanın mevcut meme dokusunun ameliyat sonrasında oluşturulabilecek şekil açısından yeterli olup olmadığı değerlendirilir. Protez kullanılmayacağı için operasyon tamamen kişinin kendi meme dokusu ve derisi üzerinden şekillendirilir.
Muayene ayakta yapılır.
Meme başının yüksekliği, meme altı kıvrımının konumu ve iki meme arasındaki fark değerlendirilir.
Memelerin tamamen aynı olması beklenmez.
Doğal olarak bir meme diğerinden biraz daha büyük olabilir.
Bir meme başı daha yukarıda veya dışarıya doğru konumlanmış olabilir.
Göğüs kafesinin iki tarafı da tamamen simetrik değildir.
Cerrahi bu farklılıkların belirginliğini azaltabilir ancak matematiksel olarak birbirinin aynı iki meme elde edileceği söylenemez.
Hastanın istediği görünüm ayrıca konuşulur.
Bazı kişiler memelerin daha yüksek konumda ancak doğal yumuşaklıkta görünmesini ister.
Bazıları üst meme bölgesinde mümkün olan en fazla dolgunluğu bekleyebilir.
Bu noktada protez kullanılmamasının ne anlama geldiğini anlamak önemlidir.
Mevcut meme dokusu yeniden şekillendirilebilir ve belirli ölçüde üst bölgeye taşınabilir. Ancak kişinin doğal doku miktarının üzerinde yeni bir hacim oluşturulmaz.
Bu nedenle çok belirgin üst meme dolgunluğu isteyen ve doğal meme dokusu sınırlı olan kişilerde farklı seçeneklerin ayrıca konuşulması gerekebilir.
Protezsiz meme dikleştirme planının başarısı, cerrahinin hastanın kendi anatomisine uygun tasarlanmasına bağlıdır. Amaç başka bir kişinin meme şeklini kopyalamak değil, var olan meme dokusunu daha dengeli bir konuma getirmektir.
Meme başı ve areola nasıl konumlandırılır?
Meme dikleştirme operasyonunda meme başının konumu önemli bir unsurdur.
Sarkmış memelerde meme başı, meme altı kıvrımına göre daha aşağı seviyeye gelmiş olabilir.
Bazı hastalarda meme başı doğrudan aşağı doğru bakabilir.
Cerrahi sırasında meme başı ve areola uygun doku bağlantıları korunarak daha yukarı bir pozisyona taşınabilir.
Areola zaman içerisinde genişlemişse çapı da belirli ölçüde küçültülebilir.
Burada amaç hastanın meme ve göğüs kafesi yapısıyla uyumlu bir konum oluşturmaktır.
Meme başını gereğinden fazla yukarı yerleştirmek doğal görünümü bozabilir.
Bu nedenle cerrahi plan hastanın anatomik ölçümleri üzerinden yapılır.
Meme başı duyusu ameliyat sonrasında geçici olarak değişebilir.
Bazı hastalarda uyuşukluk görülebilir.
Bazılarında ise erken dönemde daha fazla hassasiyet oluşabilir.
Duyu zaman içinde düzelebilir ancak kalıcı his değişikliği ihtimali de bulunmaktadır.
Bu konu ameliyat öncesinde hastayla konuşulması gereken cerrahi risklerden biridir.
Meme dokusu nasıl yeniden şekillendirilir?
Dikleştirme ameliyatı yalnızca fazla derinin kesilip çıkarılması değildir.
Meme dokusunun kendi içinde yeniden düzenlenmesi gerekir.
Alt bölümde birikmiş olan dokunun belirli bölümleri daha yukarı taşınabilir ve yeni meme şekli buna göre oluşturulabilir.
Cerrahi teknik hastanın dokusuna göre değişir.
Bir kişide daha fazla doku yeniden şekillendirmesi gerekirken başka bir hastada temel işlem fazla derinin çıkarılması olabilir.
Meme dokusunun kalitesi de önemlidir.
Daha yoğun glandüler dokuyla daha yumuşak ve yağ oranı yüksek meme aynı şekilde davranmaz.
Bu durum ameliyat sonrasındaki şeklin uzun vadeli değişiminde de rol oynayabilir.
Doku yeniden düzenlendikten sonra fazla deri çıkarılır.
Ardından cilt yeni meme formu üzerine kapatılır.
Amaç cildi gereğinden fazla gererek meme şeklini yalnızca cilt üzerinden taşımak değildir.
İç dokuların doğru şekilde şekillendirilmesi önemlidir.
Protez kullanmadan üst meme dolgunluğu oluşur mu?
Bu sorunun cevabı kişinin doğal meme dokusuna bağlıdır.
Meme dokusu yeterliyse cerrahi sırasında mevcut doku yeniden konumlandırılarak üst bölümde daha dengeli bir dolgunluk oluşturulabilir.
Ancak bunun sınırları vardır.
Protez yeni hacim ekler.
Dikleştirme ise mevcut dokuyu yeniden şekillendirir.
Bu nedenle ameliyat sonrasında protezli bir meme büyütmedeki kadar belirgin üst kutup dolgunluğu beklemek doğru olmayabilir.
Bazı hastalar tam olarak bunu ister.
Daha doğal, kişinin kendi dokusundan oluşan ve hacmi önemli ölçüde artmayan bir meme görünümünü tercih edebilirler.
Başka hastalar ise özellikle dekolte bölgesinde belirgin dolgunluk ister.
Bu durumda mevcut doku miktarının beklentiyi karşılayıp karşılayamayacağı muayenede açıklanmalıdır.
Dr. Ömer Parıldar, hastanın fotoğraflar ve kendi beklentileri üzerinden ne istediğini anlamaya çalışarak cerrahinin sağlayabileceği değişimi gerçekçi biçimde anlatabilir.
Ameliyat izleri nerede bulunur?
Meme dikleştirme cerrahisi deri çıkarılması gerektirdiği için kalıcı iz oluşturur.
İzin şekli sarkmanın derecesine ve çıkarılacak deri miktarına göre değişebilir.
Daha sınırlı sarkmalarda meme başı çevresinde kesi uygulanabilecek hastalar bulunabilir.
Orta veya ileri sarkmada meme başı çevresindeki kesiye ek olarak meme altı kıvrımına doğru dikey bir kesi gerekebilir.
Deri fazlalığının daha belirgin olduğu hastalarda meme altı kıvrımı boyunca yatay bir kesi de planlanabilir.
Bu nedenle her hastaya aynı iz düzeni uygulanmaz.
Cerrahinin amacının mümkün olan en kısa izi oluşturmak olduğu düşünülmemelidir.
Asıl amaç yeterli deri çıkarımını ve uygun meme şekillendirmesini sağlayacak kesi planını oluşturmaktır.
Gereğinden kısa bir kesiyle geniş deri fazlalığını düzeltmeye çalışmak yeterli sonucu vermeyebilir.
İzler ilk aylarda daha belirgindir.
Pembe, kırmızı veya sert görünebilir.
Zaman içerisinde renk açılabilir ve doku yumuşayabilir.
Bu süreç aylar boyunca devam eder.
İzin tamamen ortadan kalkması beklenmez.
Sigara, genetik yara iyileşmesi özellikleri, enfeksiyon ve kesi hattındaki gerginlik iz görünümünü etkileyebilir.
Protezsiz meme dikleştirme sonrası iyileşme nasıl ilerler?
Protezsiz meme dikleştirme sonrasında ilk günlerde göğüslerde şişlik, gerginlik, hassasiyet ve morluk oluşabilir. Memeler erken dönemde beklenenden daha yüksek veya sert görünebilir. Bu görünüm nihai sonucu temsil etmez.
Ödem azaldıkça meme dokusu yumuşamaya ve yeni pozisyonuna uyum sağlamaya başlar.
İki meme aynı hızda iyileşmeyebilir.
Bir tarafta daha fazla şişlik bulunması erken dönemde normal olabilir.
Bu nedenle ameliyat sonrası ilk haftalardaki küçük asimetriler hemen kalıcı sonuç olarak değerlendirilmemelidir.
Destekleyici bir medikal sütyen önerilebilir.
Sütyenin tipi ve kullanım süresi cerrahi plana göre belirlenir.
Daha sıkı sütyenin daha iyi bir şekil oluşturacağı düşünülmemelidir.
Tıbbi öneriye uygun kullanılması gerekir.
İlk dönem ağır yük kaldırmak sınırlandırılır.
Kollar tamamen hareketsiz bırakılmaz ancak meme ve kesi hattını gerecek hareketlerden kaçınılır.
Baş üzerinden ağır eşya almak veya çocuk kaldırmak gibi hareketler için yardım gerekebilir.
İyileşme ilerledikçe günlük aktiviteler kademeli olarak artırılır.
Kontrollerde Dr. Ömer Parıldar kesi hatlarını, meme başının durumunu, şişliği ve genel meme formunu değerlendirir.
İşe dönüş süreci
İşe dönüş yapılan ameliyatın kapsamına ve kişinin yaptığı işe göre değişir.
Masa başı çalışan kişiler, fiziksel işi olan kişilere göre günlük faaliyetlerine daha erken dönebilir.
Ancak masa başı işin de işe gidip gelme, çanta taşıma ve uzun süre oturma gibi fiziksel yönleri vardır.
Kolların yoğun kullanıldığı mesleklerde daha fazla süre gerekebilir.
Fiziksel güç gerektiren işler, ağır kaldırma veya tekrarlayan üst vücut hareketleri erken dönemde uygun değildir.
Hastanın iş yaşamını ameliyat öncesinde anlatması, daha doğru bir plan yapılmasına yardımcı olur.
Kendini iyi hissetmeye başlamak, dokuların tamamen iyileştiği anlamına gelmez.
Daha derin cerrahi dokuların iyileşmesi dışarıdan görünenden daha uzun sürebilir.
Bu nedenle normal tempoya dönüş kontrollü gerçekleştirilmelidir.
Egzersize dönüş nasıl olmalıdır?
Hafif yürüyüş tıbben uygun olduğu dönemde başlanabilecek aktiviteler arasında yer alabilir.
Üst vücut antrenmanları daha uzun süre beklemeyi gerektirebilir.
Ağırlık kaldırmak, göğüs kaslarını yoğun şekilde çalıştırmak veya kol hareketleriyle meme bölgesini germek iyileşen dokulara yük bindirebilir.
Koşu da göğüslerde tekrarlayan hareket oluşturur.
Bu nedenle koşuya dönüş yalnızca kişinin kendisini enerjik hissetmesine göre belirlenmemelidir.
Yüzme için kesi hatlarının tamamen kapalı ve uygun şekilde iyileşmiş olması önemlidir.
Yoga ve pilates gibi aktiviteler düşük tempolu görünse de bazı hareketler göğüs ve üst gövdeyi ciddi şekilde gerebilir.
Hastanın yaptığı spor türünü Dr. Ömer Parıldar ile paylaşması, egzersize dönüşün daha kişisel şekilde planlanmasını sağlar.
Emzirme mümkün olur mu?
Meme dikleştirme ameliyatından sonra emzirme kapasitesi kişiden kişiye değişebilir.
Cerrahi teknik bu konuda rol oynayabilir.
Meme başı dokularla bağlantısı korunarak taşınsa bile süt kanalları ve meme dokusunun işlevi kişisel farklılık gösterebilir.
Bazı kadınlar ameliyat sonrasında emzirebilir.
Bazılarında süt üretimi yetersiz olabilir.
Ameliyat olmamış kadınlarda da emzirme kapasitesi kişiden kişiye değişir.
Bu nedenle cerrahi sonrasında kesin emzirme garantisi verilemez.
Gelecekte çocuk sahibi olmayı düşünen hastaların bu planlarını muayene sırasında paylaşması önemlidir.
Gebelik memeyi tekrar büyütebilir.
Emzirme sonrasında hacim tekrar azalabilir.
Bu değişiklikler daha önce elde edilen dikleştirme sonucunu değiştirebilir.
Yakın zamanda gebelik düşünülüyorsa cerrahinin zamanlaması yeniden ele alınabilir.
Olası riskler nelerdir?
Her cerrahi işlem gibi meme dikleştirme operasyonunun da olası komplikasyonları vardır.
Kanama görülebilir.
Enfeksiyon gelişebilir.
Kesi hatlarında iyileşme gecikebilir veya küçük yara açılmaları oluşabilir.
Meme başı ve çevresindeki dokuların dolaşımıyla ilgili problemler gelişebilir.
Bu risk özellikle ciddi sarkması bulunan ve meme başının daha uzun mesafe taşınması gereken hastalarda daha dikkatli değerlendirilir.
Meme başında geçici veya kalıcı duyu değişikliği meydana gelebilir.
İki meme arasında asimetri kalabilir.
Yara izleri beklenenden daha geniş, koyu veya kabarık iyileşebilir.
Doku sertlikleri veya kontur farklılıkları oluşabilir.
Kan pıhtısı ve anesteziyle ilişkili komplikasyonlar da cerrahinin genel riskleri arasındadır.
Sigara ve nikotin kullanımı özellikle yara iyileşmesi ve doku kanlanması açısından önem taşır.
Ameliyat sonrasında giderek artan kızarıklık, ateş, kötü kokulu akıntı veya hızla artan ağrı değerlendirilmelidir.
Ani nefes darlığı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler ise acil tıbbi yardım gerektirir.
Meme sağlığı takipleri nasıl devam eder?
Estetik meme cerrahisi, düzenli meme sağlığı kontrollerinin yerine geçmez.
Yaşa, aile öyküsüne ve kişisel risk faktörlerine göre önerilen takipler devam etmelidir.
Ameliyat öncesinde yeni gelişmiş bir meme kitlesi, meme başından açıklanamayan akıntı veya farklı bir cilt değişikliği bulunuyorsa önce bunların değerlendirilmesi gerekir.
Gerekli görülen hastalarda cerrahi öncesi görüntüleme istenebilir.
Ameliyat sonrasında gelecekte yapılacak meme görüntülemelerinde kişinin daha önce meme dikleştirme cerrahisi geçirdiğini sağlık profesyoneline bildirmesi önemlidir.
Cerrahi sonrası iç dokularda yara iyileşmesine bağlı değişiklikler olabilir.
Geçmiş operasyon bilgisinin bilinmesi, gelecekteki meme değerlendirmeleri açısından yararlı olur.
Protezsiz meme dikleştirme uzun vadede nasıl değişir?
Protezsiz meme dikleştirme uzun süreli bir meme şekli değişikliği sağlayabilir ancak doğal yaşlanmayı durdurmaz. Meme dokusu ve cilt yıllar boyunca yerçekimi, hormonlar, kilo değişiklikleri ve cilt elastikiyetindeki azalmadan etkilenmeye devam eder.
Meme cerrahi olarak daha yukarı pozisyona taşındıktan sonra da zaman içerisinde belirli ölçüde gevşeyebilir.
Bu normal biyolojik sürecin bir parçasıdır.
Büyük miktarda kilo alınması meme hacmini artırabilir ve cildi yeniden gerebilir.
Daha sonra ciddi kilo verilmesi hacmi azaltarak yeniden deri fazlalığı oluşturabilir.
Gebelik de meme şeklini önemli ölçüde değiştirebilir.
Sonucun daha uzun süre dengeli kalabilmesi için kilonun mümkün olduğunca stabil tutulması yararlı olabilir.
Ameliyat sonrası erken dönemde memelerin çok yüksek görünmesi de hastalarda soru oluşturabilir.
Bu görüntü zaman içerisinde değişebilir.
Dokular yumuşadıkça memeler daha doğal bir pozisyona oturur.
Nihai sonuç birkaç haftalık görünüm üzerinden değerlendirilmemelidir.
Yara izleri de uzun bir olgunlaşma sürecinden geçer.
Bu nedenle ameliyatın uzun dönem değerlendirmesi hem meme şekli hem de izlerin gelişimi dikkate alınarak yapılır.
Başka işlemlerle birlikte uygulanabilir mi?
Bazı hastalar meme dikleştirmeyle birlikte karın veya vücudun başka bölgelerinde de estetik cerrahi düşünür.
Gebelik sonrası karın derisinde gevşeklik varsa karın germe gündeme gelebilir.
Lokalize yağlanma alanlarında liposuction ayrıca değerlendirilebilir.
Ancak birkaç operasyonun aynı anda yapılabilmesi, mutlaka birlikte yapılmaları gerektiği anlamına gelmez.
Ameliyat süresinin uzaması ve iyileşme döneminde birden fazla vücut bölgesinin aynı anda korunması cerrahi yükü artırabilir.
Dr. Ömer Parıldar hastanın genel sağlık durumunu, planlanan işlemlerin genişliğini ve ameliyat sonrası yardım imkânlarını değerlendirerek kombinasyonların uygun olup olmadığını belirleyebilir.
Bazı hastalarda aşamalı cerrahi daha uygun olabilir.
Önemli olan mümkün olan en fazla işlemi aynı güne sığdırmak değil, güvenli ve yönetilebilir bir tedavi planı oluşturmaktır.
İstanbul dışından gelen hastalar nasıl planlama yapmalı?
Başka şehirden veya ülkeden İstanbul’a gelen hastaların ameliyatı kısa bir ziyaret olarak planlamaması gerekir.
Muayene, ameliyat öncesi değerlendirmeler, cerrahi ve erken dönem kontroller aynı sürecin parçalarıdır.
Operasyondan sonra ağır valiz taşımak ve üst raflara eşya kaldırmak uygun olmayabilir.
Bu nedenle mümkünse bir refakatçiyle seyahat edilmesi rahatlık sağlayabilir.
İstanbul’da ne kadar kalınması gerektiği ameliyat kapsamına ve erken iyileşme durumuna göre belirlenebilir.
Dönüş uçuşu veya uzun yolculuk planı yapılmadan önce kontrol günlerinin bilinmesi faydalıdır.
İstanbul’dan ayrılmadan önce medikal sütyenin kullanımı, pansuman düzeni ve sonraki takip süreci netleştirilmelidir.
Beklenmedik bir yara problemi veya önemli şişlik gelişirse gerektiğinde hastanın bulunduğu yerde doğrudan hekim değerlendirmesi gerekebilir.
Ameliyat maliyetini neler belirler?
Cerrahi planın kapsamı maliyeti etkiler.
Sınırlı sarkması olan bir hastayla belirgin deri fazlalığı bulunan kişinin operasyon süresi ve kesi düzeni aynı değildir.
Anestezi ve hastane koşulları tedavi planının parçalarıdır.
Ameliyat öncesi tetkikler ve ameliyat sonrası kullanılacak medikal sütyen de toplam sürece dahil olabilir.
Başka bir operasyonla kombinasyon düşünülüyorsa cerrahi kapsam daha farklı hâle gelir.
Bu nedenle kişiye özel muayene yapılmadan standart bir cerrahi plan oluşturulması doğru değildir.
Öncelikle ne kadar deri çıkarılacağı, meme dokusunun nasıl yeniden şekillendirileceği ve hangi kesi düzeninin gerekli olduğu belirlenmelidir.
Bundan sonra tedavi maliyetinin hangi hizmetleri kapsadığı daha anlaşılır şekilde konuşulabilir.
Dr. Ömer Parıldar
Meme dikleştirme cerrahisinde protez kullanılmaması, operasyonun daha basit veya herkes için uygun olduğu anlamına gelmez. Mevcut meme dokusunun miktarı, deri kalitesi, meme başının pozisyonu ve hastanın istediği üst meme dolgunluğu cerrahi planı doğrudan etkiler.
Dr. Ömer Parıldar kişisel değerlendirmede memelerin mevcut hacmini, doğal asimetriyi, göğüs kafesi yapısını ve sarkmanın derecesini birlikte inceler.
Bazı hastalarda mevcut dokularla istenen form oluşturulabilirken bazı kişilerde beklentiler ile doğal doku miktarı arasında belirgin fark bulunabilir.
Bu nedenle ameliyat kararı öncesinde elde edilebilecek değişikliğin açık şekilde konuşulması önemlidir.
Cerrahi plan, başka bir kişide görülen meme şeklinin kopyalanmasına değil, hastanın mevcut dokularından oluşturulabilecek dengeli bir sonuca odaklanır.
Muayene sırasında kesi yerleri, ameliyat izleri, meme başı pozisyonu, iyileşme süreci ve uzun vadeli değişiklikler ayrıntılı biçimde değerlendirilebilir.
İletişim
Dr. Ömer Parıldar
Telefon: +90 546 198 81 35
WhatsApp: +90 546 198 81 35
E-posta: info@dromerparildar.com
Adres:
Basınköy, Florya Cd. No:15-17
34153 Bakırköy / İstanbul
Meme hacminizi artırmadan mevcut meme dokunuzun nasıl yeniden şekillendirilebileceğini değerlendirmek için Dr. Ömer Parıldar ile bireysel muayene randevusu oluşturabilir; size uygun cerrahi planı, beklenen izleri ve iyileşme sürecini ayrıntılı biçimde görüşebilirsiniz.
İlgili bağlantı: https://www.dromerparildar.com/iletisim/
İlgili bağlantı: https://www.instagram.com/dromerparildar/