Richiedi un appuntamento
Göz altı dolgusu

Göz altı dolgusu

Göz altı dolgusu
Göz altı dolgusu

Göz altı dolgusu göz ile yanak arasındaki geçişte bulunan çöküklük, hacim kaybı veya gözyaşı oluğunun belirginleşmesi gibi durumların Dr. Ömer Parıldar tarafından kişinin yüz anatomisine göre değerlendirilmesine yönelik enjeksiyon uygulamalarından biridir. Göz çevresinin daha yorgun veya gölgeli görünmesinin her zaman hacim eksikliğinden kaynaklanmadığı unutulmamalıdır. Alt göz kapağındaki yağ torbalanması, cilt inceliği, pigmentasyon, damarların görünürlüğü, yanak desteğinin azalması ve ödem eğilimi de benzer bir görüntü oluşturabilir. Bu nedenle yalnızca göz altında koyuluk veya çöküklük görülmesi, kişinin otomatik olarak dolgu uygulamasına uygun olduğu anlamına gelmez.

Göz altı bölgesi yüzün anatomik olarak en hassas alanlarından biridir. Cilt oldukça incedir ve altında yoğun bir damar ağı, kas yapıları, yağ bölmeleri ve göz çukurunu çevreleyen anatomik oluşumlar bulunur.

Bu nedenle küçük miktardaki hacim değişiklikleri bile dışarıdan belirgin şekilde fark edilebilir.

Aynı özellik, gereğinden fazla veya uygun olmayan düzlemde ürün kullanıldığında istenmeyen sonuçların da kolay fark edilmesine neden olabilir.

Dr. Ömer Parıldar değerlendirme sırasında yalnızca göz altındaki çukura bakmaz. Alt göz kapağının yapısı, yanak kemiğinin desteği, orta yüz hacmi, göz altında torbalanma bulunup bulunmadığı, cildin kalınlığı ve kişinin ödem eğilimi birlikte incelenir.

Amaç göz altını mümkün olduğunca doldurmak değil, hacim eksikliğinin gerçekten mevcut olduğu ve enjeksiyonla güvenli biçimde değerlendirilebileceği alanları belirlemektir.

Göz altı dolgusu kimler için değerlendirilebilir?

Göz altı dolgusu gözyaşı oluğu olarak adlandırılan bölgede belirgin çöküklüğü bulunan, alt göz kapağı ile yanak arasındaki geçişin keskinleşmesinden rahatsız olan ve anatomik olarak enjeksiyon uygulamasına uygun yetişkinlerde değerlendirilebilir.

Bu çöküklük bazı kişilerde genç yaşlardan itibaren bulunabilir.

Genetik yüz yapısı nedeniyle göz çukuru daha belirgin olabilir veya yanak kemiği göz altına daha sınırlı destek sağlayabilir.

Başka kişilerde ise yaşla birlikte orta yüz hacminin azalması sonucu göz altındaki oluk daha görünür hâle gelebilir.

Ancak aynı görüntüyü oluşturabilecek çok sayıda başka durum vardır.

Göz altında belirgin torbalanma bulunan bir kişide torbanın hemen altındaki çukur daha derin görünebilir. Bu durumda yalnızca çukura ürün eklemek göz çevresini daha ağır gösterebilir.

Alt göz kapağında belirgin gevşek deri varsa dolgu bu cilt fazlalığını ortadan kaldırmaz.

Benzer şekilde koyuluğun temel nedeni cilt pigmentasyonuysa hacim eklenmesi cilt rengini doğrudan değiştirmez.

Damarların ince cilt altından görünmesi de mor veya mavimsi göz altı görüntüsüne neden olabilir.

Bu nedenle “göz altım koyu” şikâyetiyle başvuran iki kişinin tedavi ihtiyacı tamamen farklı olabilir.

Ödem eğilimi de önemli bir değerlendirme konusudur.

Sabahları göz altında belirgin şişlik yaşayan, gün içinde ödemi değişen veya malar bölgede sıvı birikimine yatkın olan kişilerde dolgu uygulaması bazı durumlarda şişliği artırabilir.

Feston olarak adlandırılan yanak üstü torbalanmalar bulunan kişilerde de enjeksiyon her zaman uygun bir çözüm değildir.

Dr. Ömer Parıldar muayene sırasında göz altındaki görüntünün gerçek bir hacim eksikliğinden mi yoksa torbalanma, cilt değişikliği veya ödemden mi kaynaklandığını ayırt etmeye çalışır.

Göz altındaki yorgun görünüm neden oluşur?

Yorgun görünüm tek bir anatomik nedene bağlı değildir.

Alt göz kapağından yanağa uzanan bölgede doğal olarak farklı doku katmanları bulunur. Genç yaşlarda bu geçiş daha yumuşak olabilir.

Zamanla yüzün yağ bölmelerinde meydana gelen hacim değişiklikleri ve destek dokularının farklılaşması, göz ile yanak arasındaki sınırı daha görünür hâle getirebilir.

Gözyaşı oluğu belirginleştiğinde ışık bu bölgede farklı şekilde yansır.

Çukurun içerisinde gölge oluşabilir.

Bu gölge kişinin göz altını olduğundan daha koyu gösterebilir.

Bu durumda gerçek bir pigment artışı bulunmasa bile kişi “göz altım mor” şeklinde tarif yapabilir.

Ancak gerçek pigmentasyon da mümkündür.

Ciltte melanin yoğunluğunun artması sonucu kahverengi tonlar oluşabilir.

Damarların görünürlüğü ise daha mavi veya mor bir renk verebilir.

Çok ince ciltte bu durum daha belirgin olabilir.

Bir başka neden alt göz kapağındaki yağ dokusunun öne doğru belirginleşmesidir.

Torbalanma oluştuğunda torbanın hemen altında doğal bir gölge ortaya çıkar.

Bu tip görüntüde yalnızca çukuru doldurmaya çalışmak torbalanmayı ortadan kaldırmaz.

Bu nedenle tedaviden önce gölge, pigment, damar görünürlüğü ve hacim eksikliğinin birbirinden ayrılması gerekir.

Yaşlanma göz altı ve orta yüz ilişkisini nasıl değiştirir?

Yaşlanma yalnızca ciltte kırışıklık oluşturmaz.

Orta yüzdeki yağ dokularının hacmi ve pozisyonu değişebilir.

Yanak desteği azaldığında alt göz kapağının altında daha keskin bir geçiş oluşabilir.

Bu değişiklik gözyaşı oluğunu olduğundan daha derin gösterebilir.

Bazı hastalarda yalnızca doğrudan göz altına ürün uygulamak yerine orta yüz desteğinin değerlendirilmesi daha anlamlı olabilir.

Çünkü problem göz altındaki küçük bir çukurdan çok yanak bölgesindeki hacim kaybıyla ilişkili olabilir.

Bu noktada yüzün tamamının oranı önemlidir.

Göz altına gereğinden fazla ürün eklenerek yanak desteğindeki eksikliği telafi etmeye çalışmak, göz çevresinin şiş veya ağır görünmesine neden olabilir.

Dr. Ömer Parıldar bu nedenle alt göz kapağını yanaktan bağımsız bir bölge gibi değerlendirmez.

Hastanın yüz profili, elmacık kemiği desteği ve orta yüz hacmi de değerlendirmeye dahil edilir.

Göz altı dolgusu nasıl planlanır?

Göz altı dolgusu planlanırken öncelikle çöküklüğün yeri ve derinliği belirlenir. Dr. Ömer Parıldar aynı zamanda alt göz kapağında torbalanma, malar ödem, cilt gevşekliği, pigmentasyon ve yanak desteğinin durumunu değerlendirir.

Hastanın daha önce bu bölgeye dolgu yaptırıp yaptırmadığı mutlaka sorulmalıdır.

Göz altındaki hyalüronik asit dolgularının bazı kişilerde beklenenden daha uzun süre kalabildiği bilinmektedir.

Bu nedenle yıllar önce uygulanan ürün tamamen kaybolmamış olabilir.

Kişi yeni dolguya ihtiyacı olduğunu düşünürken aslında bölgede halen eski ürün, su tutulumuna bağlı şişlik veya ürün dağılımında düzensizlik bulunabilir.

Bu durumda doğrudan yeni ürün eklemek sorunu artırabilir.

Uygulama miktarının da sınırlı tutulması gerekebilir.

Göz altı bölgesinde büyük hacimler kullanmak genellikle hedef değildir.

Küçük miktardaki ürün bile görünümde belirgin farklılık oluşturabilir.

Daha fazla hacim eklenmesi otomatik olarak daha iyi bir geçiş sağlamaz.

Amaç çukuru tamamen yok etmek değil, göz ile yanak arasındaki keskin gölgeyi kişinin anatomisinin izin verdiği ölçüde yumuşatmaktır.

Hangi dolgu maddeleri değerlendirilebilir?

Bu bölgede çoğunlukla hyalüronik asit içerikli ürünler değerlendirilir.

Hyalüronik asit insan dokularında doğal olarak bulunan bir moleküldür ve su tutabilme özelliğine sahiptir.

Ancak her hyalüronik asit dolgusu aynı fiziksel özelliklere sahip değildir.

Ürünlerin yoğunluğu, elastikiyeti, su tutma kapasitesi ve dokudaki davranışı birbirinden farklı olabilir.

Göz altı gibi ince ciltli bir bölgede ürün seçimi özellikle önemlidir.

Fazla su çeken veya bölge için uygun olmayan özellikte bir ürün, zaman içerisinde şişkin bir görünüm oluşturabilir.

Bu nedenle Göz altı dolgusu yalnızca belirli miktarda hyalüronik asidin çukura verilmesi şeklinde düşünülmemelidir. Ürünün özellikleri, uygulandığı anatomik düzlem ve kullanılan toplam hacim sonucun önemli parçalarıdır.

Hyalüronik asit dolgularının bir diğer özelliği gerektiğinde hyalüronidaz adı verilen enzimle parçalanabilmeleridir.

Bu özellik hem estetik olarak düzeltilmesi gereken durumlarda hem de bazı komplikasyonların yönetiminde önem taşır.

Ancak dolgu eritme işlemi de kendi başına tıbbi değerlendirme gerektirir.

Dolgu koyu halkaları tamamen ortadan kaldırır mı?

Her zaman değil.

Koyu göz altı görünümünün nedeni öncelikle belirlenmelidir.

Çöküklüğün oluşturduğu gölge temel problemse hacim düzenlemesi bu gölgeyi azaltabilir.

Ancak cildin kendi pigmenti koyuysa dolgu pigmenti ortadan kaldırmaz.

Benzer şekilde ince cilt altından görünen damarlar da üründen sonra tamamen kaybolmayabilir.

Bu ayrım hastanın beklentisi açısından önemlidir.

Kişi göz altının renk olarak tamamen açılmasını bekliyorsa ancak problem pigmentasyondan kaynaklanıyorsa elde edilen değişiklik beklentisini karşılamayabilir.

Dr. Ömer Parıldar değerlendirme sırasında hacimle düzeltilebilecek bölüm ile cilt renginden kaynaklanan görünümü birbirinden ayırarak daha gerçekçi bir tedavi hedefi oluşturabilir.

Göz altı torbaları dolgu ile giderilir mi?

Alt göz kapağındaki torbalanma ile gözyaşı oluğu birbirinden farklı anatomik problemlerdir.

Torbalanma, alt göz kapağı yağ dokusunun öne doğru belirginleşmesiyle ilişkili olabilir.

Dolgu bu yağ dokusunu ortadan kaldırmaz.

Bazı hafif durumlarda torbanın altındaki çukura sınırlı hacim eklenmesi torba ile yanak arasındaki geçişi yumuşatabilir.

Ancak belirgin torbalanma bulunan kişilerde bu yaklaşım göz çevresini daha hacimli gösterebilir.

İleri alt göz kapağı torbalanması, cilt gevşekliği veya yapısal sorunlarda cerrahi seçenekler daha uygun olabilir.

Örneğin alt göz kapağı cerrahisi farklı anatomik yapıların düzenlenmesini sağlayabilir.

Hangi yöntemin gerekli olduğu ancak fiziksel muayene sonrasında belirlenebilir.

Daha az invaziv olduğu için enjeksiyonu tercih etmek anlaşılabilir bir istektir fakat daha küçük işlem her zaman doğru işlem anlamına gelmez.

İğne mi kanül mü kullanılır?

Göz çevresi dolgularında iğne ve kanül farklı tekniklerle kullanılabilir.

Kanül künt uçlu yapısıyla belirli doku düzlemlerinde ilerlemeye olanak sağlayabilir.

İğne ise küçük ve kontrollü noktalara ürün yerleştirilmesine yardımcı olabilir.

Bir aracın her durumda diğerinden tamamen güvenli olduğu söylenemez.

Damar yaralanması veya damar içine ürün enjeksiyonu riski kullanılan ekipmandan bağımsız olarak göz önünde bulundurulmalıdır.

Bu nedenle en önemli unsur anatomik bilginin ve uygun enjeksiyon tekniğinin kullanılmasıdır.

Uygulanacak yöntemi hastanın mevcut anatomisi ve ürünün hangi düzlemde yerleştirileceği belirler.

Bazı durumlarda aynı tedavi planında farklı teknikler kullanılabilir.

Uygulama sırasında ne hissedilir?

İşlem öncesinde bölge temizlenir.

Gerekli görülürse lokal uyuşturucu krem kullanılabilir.

Bazı dolgu maddelerinin içerisinde de lokal anestezik bulunabilir.

Enjeksiyon sırasında hafif batma veya basınç hissedilebilir.

Göz çevresi hassas olduğu için rahatsızlık düzeyi kişiden kişiye değişir.

İşlem sonrasında enjeksiyon noktalarında küçük kızarıklık veya hassasiyet görülebilir.

Morarma da mümkündür.

Bu bölgedeki damar yapısının yoğunluğu nedeniyle küçük morluklar oluşması şaşırtıcı değildir.

Uygulama tamamlandıktan hemen sonra görülen sonuç nihai değildir.

Ödem ve enjeksiyon kaynaklı geçici değişiklikler görüntüyü etkileyebilir.

Göz altı dolgusu sonrası ilk günlerde ne beklenir?

Göz altı dolgusu sonrasında hafif şişlik, hassasiyet, morluk veya sağ ve sol taraf arasında geçici farklılık görülebilir. Bu nedenle uygulama tamamlandıktan birkaç dakika sonra yapılan değerlendirme nihai sonucu göstermez.

Özellikle sabah saatlerinde şişlik daha belirgin olabilir.

Göz çevresi doğal olarak sıvı tutmaya yatkın bir bölgedir.

Ürünün özellikleri ve kişinin kendi lenfatik drenaj yapısı da şişlik miktarını etkileyebilir.

Hasta erken dönemde göz altını sert biçimde bastırmamalı veya kendi isteğiyle yoğun masaj yapmamalıdır.

Masaj gerekli görülürse nasıl ve ne zaman yapılacağı hekim tarafından anlatılmalıdır.

İlk günlerde küçük düzensizlikler ödem nedeniyle daha belirgin görünebilir.

Ödem azaldıktan sonra gerçek kontur daha doğru değerlendirilir.

Önemli bir toplantı, düğün veya profesyonel çekim öncesinde uygulama planlanıyorsa morarma ve şişlik ihtimali göz önünde bulundurulmalıdır.

Tyndall etkisi nedir?

Göz altı bölgesine çok yüzeysel yerleştirilen bazı hyalüronik asit dolguları cilt altında mavimsi veya gri bir görünüm oluşturabilir.

Bu durum Tyndall etkisi olarak adlandırılır.

Göz altı cildinin ince olması nedeniyle bu bölge Tyndall görünümünün fark edilmesine yatkındır.

Sorun yalnızca ürünün rengi değildir.

Işığın dolgu maddesi ve cilt içerisindeki dağılım biçimi bu görünümü oluşturur.

Uygulanan ürünün çok yüzeysel olması veya belirli bölgelerde birikmesi riski artırabilir.

Bu tür bir görünüm zaman içerisinde kendiliğinden azalabilir ancak belirgin durumlarda hyalüronidazla ürünün eritilmesi değerlendirilebilir.

Bu nedenle uygulama düzlemi göz çevresinde özellikle önem taşır.

Uzun süreli şişlik neden oluşabilir?

Hyalüronik asit su tutabilen bir moleküldür.

Bu özellik dolgunun dokuyla bütünleşmesine katkı sağlarken bazı kişilerde göz altında istenmeyen su tutulmasına da yol açabilir.

Lenfatik dolaşımı doğal olarak yavaş olan veya göz çevresinde ödem eğilimi bulunan kişiler daha fazla risk taşıyabilir.

Uygulama sırasında fazla ürün kullanılması da şişkin görünümü artırabilir.

Bazı kişiler aylar sonra dahi sabahları belirginleşen göz altı şişkinliği fark edebilir.

Bu durumda yalnızca daha fazla ürün eklemek doğru değildir.

Mevcut dolgunun dağılımı ve göz çevresindeki dokular değerlendirilmelidir.

Gerekli olduğunda önceki hyalüronik asit dolgusunun eritilmesi gündeme gelebilir.

Damar tıkanıklığı riski neden önemlidir?

Dolgu enjeksiyonlarının nadir fakat ciddi risklerinden biri damar içine ürün girmesi veya damarın dışarıdan sıkışması sonucu kan akımının bozulmasıdır.

Yüz bölgesindeki damarlar birbirleriyle bağlantılı karmaşık bir ağ oluşturur.

Göz çevresi bu açıdan özellikle dikkat gerektiren bölgelerden biridir.

Şiddetli veya giderek artan ağrı, ciltte olağan dışı beyazlaşma, morumsu ağ şeklinde renk değişikliği veya beklenmeyen soğukluk damar dolaşımı problemi açısından hızlı değerlendirme gerektirir.

Çok nadir durumlarda yüz dolgularına bağlı damar komplikasyonları görme kaybı gibi son derece ciddi sonuçlara yol açabilir.

Bu nedenle Göz altı dolgusu tıbbi anatomi bilgisi gerektiren bir uygulamadır ve yalnızca kozmetik bir hacim işlemi gibi değerlendirilmemelidir.

Görmede ani bulanıklık, görme kaybı, göz hareketlerinde beklenmeyen değişiklik veya şiddetli göz ağrısı ortaya çıkarsa acil tıbbi değerlendirme gerekir.

Böyle bir durumda ertesi günün beklenmesi uygun değildir.

Dolgu eritme ne zaman gündeme gelebilir?

Hyalüronik asit içerikli ürünler gerektiğinde hyalüronidazla parçalanabilir.

Ürünün fazla görünmesi, Tyndall etkisi, uzun süreli ödem, düzensizlik veya belirli komplikasyonlar eritme ihtiyacını gündeme getirebilir.

Ancak uygulama yapıldıktan hemen sonra oluşan normal şişlik nedeniyle dolgunun başarısız olduğuna karar verilmemelidir.

Öncelikle ödemin azalması için uygun süre beklenmesi gerekir.

Acil damar problemi şüphesi ise tamamen farklıdır ve hızlı müdahale gerektirir.

Dolgu eritme işleminin de kontrolsüz uygulanması doğru değildir.

Ne kadar ürünün hangi bölgede bulunduğu ve sorunun ne olduğu değerlendirilmelidir.

Bazı kişilerde ürünün tamamını eritmek yerine sınırlı bir alanın düzeltilmesi yeterli olabilir.

Daha önce yapılmış dolgunun üzerine yeniden uygulama yapılabilir mi?

Önceki ürün tamamen kaybolmamış olabilir.

Özellikle göz altı bölgesindeki dolgular bazı kişilerde tahmin edilenden daha uzun süre dokuda kalabilir.

Hasta yıllar önce uygulama yaptırmış olsa bile mevcut hacmin bir bölümünün eski üründen kaynaklanması mümkündür.

Yeni uygulamadan önce eski dolgunun oluşturduğu kontur değerlendirilmelidir.

Göz altı zaten hacimli veya ödemliyse yeni ürün eklemek sorunu artırabilir.

Eski uygulamanın tarihi ve mümkünse kullanılan ürünle ilgili bilinen bilgiler paylaşılmalıdır.

Belirgin şişlik veya düzensizlik varsa yeni dolgu yerine öncelikle mevcut durumun düzeltilmesi daha anlamlı olabilir.

Bu nedenle tekrar uygulamalar da ilk işlem kadar dikkatli planlanmalıdır.

Cilt bakımı ve makyaja dönüş

Enjeksiyon noktalarındaki cilt ilk saatlerde hassas olabilir.

Bu nedenle bölgeyi sert biçimde ovalamaktan kaçınılmalıdır.

Makyaj kullanımına dönüş konusunda uygulamayı gerçekleştiren hekimin önerisi takip edilmelidir.

Kullanılan makyaj malzemelerinin temiz olması önemlidir.

Göz çevresinde masaj, peeling veya yoğun baskı oluşturan cilt bakım işlemleri erken dönemde uygun olmayabilir.

Kişi düzenli olarak retinoid, asit veya başka aktif cilt bakım ürünleri kullanıyorsa bunu önceden paylaşabilir.

Dolgu uygulaması cilt kalitesini tedavi eden bir işlem değildir.

Bu nedenle yüzeysel kırışıklık, pigment veya cilt dokusuna yönelik ihtiyaçlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Spor ve günlük aktivitelere dönüş

Enjeksiyon uygulamasından sonra genellikle uzun bir dinlenme dönemi gerekmez.

Kişi günlük aktivitelerinin büyük bölümüne kısa sürede dönebilir.

Ancak yoğun egzersiz, sauna, hamam veya yüz bölgesine baskı uygulayan aktiviteler konusunda işlem sonrası verilen önerilere uyulmalıdır.

Spor yaparken kullanılan sıkı yüz ekipmanları veya göz çevresine baskı uygulayan aksesuarlar varsa bunların kullanımı da değerlendirilmelidir.

Göz altına sürekli dokunmak veya şişliğin geçip geçmediğini anlamak için bastırmak doğru değildir.

Dokuların sakinleşmesi için zaman tanınmalıdır.

Kimlerde uygulama yerine farklı seçenekler değerlendirilebilir?

Belirgin alt göz kapağı torbalanması bulunan kişilerde cerrahi seçenekler daha uygun olabilir.

İleri derecede deri fazlalığı da dolgu ile ortadan kaldırılamaz.

Yoğun malar ödem veya feston bulunan kişilerde hacim eklenmesi görünümü ağırlaştırabilir.

Göz altındaki temel problem pigmentasyon ise cilt odaklı tedaviler farklı şekilde değerlendirilmelidir.

Orta yüz hacim kaybı çok belirgin olduğunda yalnızca gözyaşı oluğuna doğrudan ürün vermek yerine yanağın desteğinin değerlendirilmesi gerekebilir.

Bu nedenle tedavinin minimal invaziv olması tek başına tercih nedeni olmamalıdır.

En doğru yaklaşım, sorunun anatomik kaynağına yönelik olandır.

Göz altı dolgusu ne kadar kalıcıdır?

Göz altı dolgusu kalıcı bir uygulama değildir. Hyalüronik asit zaman içerisinde vücut tarafından parçalanır ancak göz çevresindeki ürünün kalıcılığı kişiden kişiye önemli ölçüde değişebilir.

Bazı kişilerde hareketin daha az olduğu bu anatomik bölgede dolgu beklenenden uzun süre kalabilir.

Bu nedenle belirli bir süre geçtiği için otomatik olarak yeni enjeksiyon yapılması doğru değildir.

Mevcut ürünün hâlâ bulunup bulunmadığı değerlendirilmelidir.

Kişinin metabolizması, kullanılan ürünün özellikleri, uygulama miktarı ve anatomik doku yapısı kalıcılığı etkileyebilir.

Etki genellikle bir anda kaybolmaz.

Göz ile yanak arasındaki geçiş zaman içerisinde kademeli olarak yeniden belirginleşebilir.

Tekrar uygulama kararı takvimden çok mevcut anatomik görünüm üzerinden verilmelidir.

Dr. Ömer Parıldar

Göz çevresindeki yorgun görünümün nedeni her hastada aynı değildir. Dr. Ömer Parıldar değerlendirme sırasında gözyaşı oluğunu, alt göz kapağı torbalarını, orta yüz hacmini, cilt kalitesini, pigmentasyonu ve ödem eğilimini birlikte inceler.

Bazı kişilerde sınırlı hacim düzenlemesi göz ile yanak arasındaki geçişin daha yumuşak görünmesine yardımcı olabilir.

Başka bir hastada belirgin torbalanma nedeniyle enjeksiyon uygun olmayabilir.

Bir diğer kişide ise temel problem çöküklük değil pigmentasyon veya damar görünürlüğüdür.

Bu nedenle Göz altı dolgusu kararı yalnızca aynada görülen koyuluğa veya çukurluğa göre verilmemelidir.

Daha önce uygulama yaptırmış kişilerde mevcut ürünün varlığı ve şişlik eğilimi de yeni tedavi planını etkileyebilir.

Muayene sırasında enjeksiyonun sağlayabileceği değişiklik, sağlayamayacağı sonuçlar, kullanılacak ürün miktarı ve olası komplikasyonlar ayrıntılı olarak konuşulabilir.

Amaç göz çevresini fazla hacimle doldurmak değil, kişinin doğal alt göz kapağı ve yanak geçişini koruyarak gerçekten ihtiyaç bulunan alanlarda kontrollü bir düzenleme yapmaktır.

İletişim

Dr. Ömer Parıldar

Telefon: +90 546 198 81 35
WhatsApp: +90 546 198 81 35
E-posta: info@dromerparildar.com

Adres:
Basınköy, Florya Cd. No:15-17
34153 Bakırköy / İstanbul

Göz altınızdaki çöküklük, gölgelenme veya yorgun görünümün hacim kaybından mı yoksa farklı bir anatomik nedenden mi kaynaklandığını değerlendirmek için Dr. Ömer Parıldar ile bireysel muayene randevusu oluşturabilir, size uygun uygulama seçeneklerini ve süreci ayrıntılı biçimde görüşebilirsiniz.

İlgili bağlantı: https://www.dromerparildar.com/iletisim/

İlgili bağlantı: https://www.instagram.com/dromerparildar/

Torna al blog

Leave a comment

WhatsApp
Dr. Ömer Parıldar Assistenza online · WhatsApp
Buongiorno, come possiamo aiutarti? Puoi scriverci subito per informazioni sui trattamenti, sugli appuntamenti o sul percorso.