Randevu Talebi

Üst göz kapağı estetiği

Üst göz kapağı estetiği göz çevresinde zamanla belirginleşen deri fazlalığı, üst kapakta ağırlık hissi ve doğal göz kapağı kıvrımının daha az görünür hâle gelmesi gibi durumların Dr. Ömer Parıldar tarafından kişiye özel olarak değerlendirilmesine yönelik cerrahi bir işlemdir. Üst göz kapağı yüz ifadesinin önemli parçalarından biri olduğu için cerrahi plan yalnızca fazla görünen derinin çıkarılmasına dayanmaz. Kaşların konumu, göz kapağının rahat biçimde kapanması, sağ ve sol taraf arasındaki doğal farklılıklar, yağ dokusunun dağılımı ve kişinin göz çevresindeki mevcut anatomik özellikleri birlikte incelenir.

Göz çevresindeki cilt vücudun en ince dokularından biridir. Yaşlanma, genetik özellikler ve cilt elastikiyetindeki değişiklikler sonucunda üst kapak derisi zaman içerisinde daha gevşek hâle gelebilir. Bazı kişilerde bu değişiklik yalnızca göz çevresinin daha ağır görünmesine neden olurken bazı hastalarda kapak kıvrımı belirgin şekilde kapanabilir.

Kişi aynaya baktığında kendisini sürekli yorgun veya olduğundan daha yaşlı gördüğünü düşünebilir. Bununla birlikte her ağır göz kapağı görünümü yalnızca fazla deriden kaynaklanmaz. Kaşların aşağı doğru yer değiştirmesi veya kişinin alın kaslarını sürekli kullanması da üst göz bölgesinin görünümünü etkileyebilir.

Bu nedenle Üst göz kapağı estetiği planlanmadan önce göz kapağının tek başına değil, kaş ve alın bölgesiyle birlikte değerlendirilmesi önemlidir.

Üst göz kapağı estetiği kimler için düşünülebilir?

Üst göz kapağı estetiği üst göz kapağındaki deri fazlalığından rahatsız olan, doğal kapak kıvrımının belirginliğini kaybettiğini düşünen veya üst göz bölgesinde ağırlık hisseden yetişkinlerde değerlendirilebilir.

Belirli bir yaşa ulaşmak tek başına cerrahi gereksinim oluşturmaz.

Bazı kişiler genetik olarak daha dolgun veya daha katlantılı üst göz kapağı yapısına sahiptir. Bu nedenle göz kapağındaki ağırlık görünümü daha genç yaşlarda fark edilebilir.

Başka bir kişide ise cilt elastikiyeti uzun yıllar korunabilir.

Yaşın yanı sıra güneş maruziyeti, sigara kullanımı, cilt yapısı ve genetik özellikler de üst göz kapağının görünümünü etkileyebilir.

Muayenede hastanın hangi durumdan rahatsız olduğu açık biçimde konuşulmalıdır.

Kişi göz kapağındaki derinin kirpiklere yaklaştığını düşünüyor olabilir.

Makyaj yaparken doğal göz kapağı çizgisinin görünmediğini fark edebilir.

Fotoğraflarda gözlerinin daha kapalı veya ağır göründüğünü düşünebilir.

Bazı hastalarda ise gerçekten üst görme alanını etkileyebilecek ölçüde deri fazlalığı bulunabilir.

Görme alanıyla ilgili yakınma varsa bunun nedeninin yalnızca cilt fazlalığı olduğu varsayılmamalıdır. Gözle ilgili farklı hastalıklar da benzer şikâyetlere neden olabilir.

Bu nedenle gerekli görülen durumlarda göz sağlığı açısından ek değerlendirme yapılması önem taşır.

Dr. Ömer Parıldar aynı zamanda göz kapağının kapanma fonksiyonunu, kaşların pozisyonunu ve göz çevresindeki genel anatomiyi değerlendirerek operasyonun uygun olup olmadığını belirler.

Göz kapağındaki fazlalık neden oluşur?

Üst göz kapağında zaman içerisinde farklı dokular değişebilir.

Cildin elastikiyet kaybetmesi bunlardan biridir.

Genç yaşlarda gergin duran ince kapak derisi yıllar içerisinde daha gevşek hâle gelebilir ve doğal kıvrım üzerinde katlanabilir.

Kaşların pozisyonu da önemlidir.

Kaş aşağı doğru yer değiştirdiğinde göz kapağı üzerinde daha fazla doku birikir.

Bu durumda hasta sorunun tamamen göz kapağında olduğunu düşünebilir.

Oysa görünümün bir bölümü kaş düşüklüğüyle ilişkili olabilir.

Yağ dokusu da üst kapak görünümünü etkileyebilir.

Özellikle gözün buruna yakın iç tarafında küçük bir yağ çıkıntısı belirginleşebilir.

Ancak bu bölgede görülen her dolgunluk fazla yağ olarak kabul edilmemelidir.

Göz çevresindeki hacim yaşla birlikte azalabilir ve fazla miktarda yağ çıkarılması gözün daha çökük görünmesine neden olabilir.

Bu nedenle cerrahi planlamada yalnızca “fazlalıkların tamamını çıkarma” yaklaşımı kullanılmaz.

Korunması gereken dokuların da belirlenmesi gerekir.

Kaş pozisyonu neden ameliyat kararını değiştirir?

Üst göz çevresinin görünümünü kaşlar doğrudan etkiler.

Kaş doğal olarak daha düşük konumdaysa kaşın altındaki deri de göz kapağına doğru yaklaşır.

Kişi farkında olmadan alın kaslarını sürekli kullanarak kaşlarını yukarı kaldırabilir.

Bu davranış zaman içerisinde alın çizgilerinin belirginleşmesine de katkıda bulunabilir.

Muayene sırasında Dr. Ömer Parıldar hastanın alın kaslarını gevşetmesini isteyebilir.

Kaşlar doğal pozisyonuna geldiğinde gerçek göz kapağı deri miktarı daha doğru değerlendirilir.

Bir hastada problem tamamen üst kapak derisinden kaynaklanabilir.

Başka bir kişide ise kaş pozisyonunun etkisi daha belirgin olabilir.

Bu ayrım yapılmadan gereğinden fazla göz kapağı derisi çıkarılması doğal ifadeyi olumsuz etkileyebilir.

Cerrahinin amacı kaş problemini göz kapağından fazla deri çıkararak telafi etmek değildir.

Her anatomik bölgenin kendi nedeni üzerinden değerlendirilmesi gerekir.

Üst göz kapağı estetiği öncesinde neler değerlendirilir?

Üst göz kapağı estetiği öncesinde Dr. Ömer Parıldar göz kapağı derisinin miktarını, göz kapağı kıvrımını, kaş pozisyonunu, yağ dokusunun dağılımını, gözün kapanma fonksiyonunu ve sağ-sol taraf arasındaki doğal farklılıkları birlikte değerlendirir.

İki gözün tamamen aynı olması beklenmez.

Bir göz diğerinden biraz daha açık olabilir.

Bir kaş daha yukarıda bulunabilir.

Bir göz kapağının kıvrımı diğerinden daha belirgin olabilir.

Bu farklılıkların ameliyat öncesinde kaydedilmesi önemlidir.

Çünkü cerrahi sonrasında da matematiksel olarak tamamen aynı iki göz kapağı elde edileceği garanti edilemez.

Hastanın kuru göz şikâyeti olup olmadığı da sorulur.

Gözlerde yanma, batma, kumlanma hissi, sürekli sulanma veya düzenli göz damlası kullanımı varsa bunların paylaşılması gerekir.

Kontakt lens kullanan kişiler bunu da belirtmelidir.

Daha önce lazer göz ameliyatı, katarakt ameliyatı veya farklı bir göz cerrahisi geçirilmişse tıbbi geçmişe eklenmelidir.

Kullanılan ilaçlar ayrıca değerlendirilir.

Kanama eğilimini etkileyebilecek ilaçlar veya destek ürünleri bulunabilir. Ancak hiçbir reçeteli ilaç kişinin kendi kararıyla kesilmemelidir.

Sigara ve nikotin kullanımı da yara iyileşmesini etkileyebildiği için açık biçimde paylaşılmalıdır.

Kesi nereye yerleştirilir?

Üst kapak operasyonunda kesi çoğunlukla göz kapağının doğal kıvrımı içerisine yerleştirilir.

Bu bölge, göz açık olduğunda doğal bir katlantı oluşturduğu için izin ilerleyen dönemde daha az dikkat çekmesine yardımcı olabilir.

Kesi uzunluğu her hastada aynı değildir.

Bazı kişilerde deri fazlalığı kapağın orta bölümünde daha belirgindir.

Bazı hastalarda ise gevşeklik gözün dış tarafına doğru devam eder.

Bu durumda kesi doğal cilt çizgileri takip edilerek dış tarafa doğru bir miktar uzatılabilir.

Ameliyat öncesinde çıkarılacak deri dikkatli biçimde işaretlenir.

Burada önemli olan mümkün olan en fazla deriyi çıkarmak değildir.

Göz kapağının rahat kapanmasını sağlayacak yeterli derinin korunması gerekir.

Gereğinden fazla çıkarım kuru göz yakınmalarını artırabilir veya göz kapama fonksiyonunu etkileyebilir.

Daha sınırlı çıkarım yapılması gereken bir göz kapağıyla belirgin deri katlantısı bulunan başka bir kapağın planı aynı değildir.

Yağ dokusuna müdahale edilir mi?

Yağ dokusunun çıkarılması her hastada gerekli değildir.

Bazı kişilerde gözün iç bölümünde belirgin bir yağ çıkıntısı bulunabilir.

Bu durumda seçilmiş dokunun kontrollü biçimde düzenlenmesi değerlendirilebilir.

Ancak göz çevresinin doğal hacmi korunmalıdır.

Yaşlanma yalnızca doku fazlalığına değil, bazı alanlarda hacim kaybına da neden olabilir.

Göz kapağından gereğinden fazla yağ alınması daha çökük, yorgun veya iskeletimsi bir görünüm oluşturabilir.

Bu nedenle yağ dokusu otomatik olarak çıkarılmaz.

Dr. Ömer Parıldar muayenede hangi dolgunluğun doğal anatominin bir parçası olduğunu ve hangi alanın gerçekten fazlalık oluşturduğunu değerlendirir.

Cerrahi mümkün olduğunca kontrollü bir doku düzenlemesine dayanır.

Ameliyat nasıl gerçekleştirilir?

Operasyon için kullanılacak anestezi yöntemi hastanın genel durumuna ve cerrahi kapsamına göre belirlenir.

Ameliyattan önce göz kapakları yeniden değerlendirilir ve deri üzerinde işaretlemeler yapılır.

Planlanan kesi doğal kapak kıvrımından gerçekleştirilir.

Belirlenen miktarda deri kontrollü biçimde çıkarılır.

Gerekli görülen hastalarda belirli yağ dokuları düzenlenebilir.

Kanama kontrolü dikkatle sağlanır.

Ardından kesi ince dikişlerle kapatılır.

Üst göz kapağı estetiği sırasında çıkarılan deri miktarının iki tarafta mutlaka aynı olması gerekmez. Sağ ve sol göz kapağının başlangıç anatomisi farklıysa cerrahi düzenlemeler de bu farklılığa göre planlanabilir.

Operasyon sonrasında kesi hattına küçük bantlar uygulanabilir.

Göz çevresinde şişlik ve morluk oluşması beklenebilir.

Hasta belirli bir süre gözlem altında tutulduktan sonra genel durumuna göre taburcu edilebilir.

Ameliyat izi ne kadar belirgin olur?

Göz kapağı derisi ince olduğu için bu bölgedeki yara izleri zaman içerisinde görece daha az dikkat çekici hâle gelebilir.

Bununla birlikte her cerrahi kesi kalıcı iz oluşturur.

İlk günlerde kesi çizgisi pembe veya kırmızı görünebilir.

Daha sonra renk değişmeye başlayabilir.

İzin nihai görünümüne ulaşması aylar sürebilir.

Göz kapağı kıvrımı içerisindeki bölüm göz açıkken daha az görünür olabilir.

Dış tarafta devam eden küçük bölüm ise ilk aylarda daha belirgin olabilir.

Yara iyileşmesi kişiden kişiye değişir.

Genetik özellikler, sigara kullanımı, cilt yapısı, enfeksiyon ve yara hattındaki gerginlik izin görünümünü etkileyebilir.

Kişinin geçmişte kalın veya kabarık yara izi geliştirme öyküsü varsa bunu muayene sırasında paylaşması faydalıdır.

Üst göz kapağı estetiği sonrası iyileşme nasıldır?

Üst göz kapağı estetiği sonrasında ilk günlerde şişlik, morluk, hafif gerginlik ve hassasiyet görülebilir. İki göz aynı miktarda şişmeyebilir ve bu nedenle ilk günlerde sağ-sol farkı ameliyat öncesine göre daha belirgin görünebilir.

Bu durum hemen kalıcı asimetri olarak değerlendirilmemelidir.

Ödem zaman içerisinde azalır.

Morluk da renk değiştirerek geriler.

Hastanın başını bir miktar yüksekte tutması önerilebilir.

Uygun hastalarda ve uygun şekilde soğuk uygulama konusunda yönlendirme yapılabilir.

Ancak göz kapağına aşırı basınç uygulamak doğru değildir.

Dikişlerin alınma zamanı kullanılan cerrahi materyale göre belirlenir.

Kişi kesi hattını çekmemeli veya kabukları kendi kendine kaldırmamalıdır.

İlk günlerde göz çevresinde kuruluk, hafif sulanma veya farklı hisler oluşabilir.

Bu belirtiler devam ederse Dr. Ömer Parıldar’a bilgi verilmelidir.

Kontrol muayenelerinde yara iyileşmesi, göz kapağının rahat kapanması ve ödemin gelişimi değerlendirilir.

Göz kuruluğu ameliyattan etkilenebilir mi?

Kuru göz şikâyeti operasyon planlamasında önemli bir konudur.

Göz kapağı, göz yüzeyinin korunmasında temel role sahiptir.

Her göz kırpma hareketi gözyaşının göz yüzeyine yayılmasına yardımcı olur.

Göz kapağının rahat kapanamaması kuruluk şikâyetini artırabilir.

Bu nedenle ameliyatta gereğinden fazla deri çıkarılmasından kaçınılır.

Daha önce kuru göz sorunu bulunan kişilerin bu durumu özellikle belirtmesi gerekir.

Kontakt lens kullanımında sürekli yanma yaşayan veya düzenli suni gözyaşı kullanan bir kişi de bu bilgiyi paylaşmalıdır.

Gerekli görülen hastalarda göz hastalıkları değerlendirmesi istenebilir.

Ameliyat sonrasında kuruluk hissi geçici olarak artabilir.

Hasta doktor önerisi dışında rastgele göz damlası kullanmamalıdır.

Şikâyet belirgin veya uzun süreliyse uygun tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.

Hangi belirtiler acil değerlendirme gerektirir?

Normal iyileşme sürecinde şişlik ve morluk beklenebilir.

Ancak aniden ve hızla artan şişlik farklı şekilde değerlendirilmelidir.

Özellikle ciddi ağrı eşlik ediyorsa tedavi ekibiyle hızlı şekilde iletişim kurulması gerekir.

Ani görme azalması veya görme kaybı normal iyileşme belirtisi değildir.

Şiddetli göz ağrısı da acil tıbbi değerlendirme gerektirir.

Göz kapağının kapanmasında belirgin ve devam eden problem oluşması durumunda da göz yüzeyinin korunması açısından değerlendirme yapılmalıdır.

Kesi bölgesinde giderek artan kızarıklık, ısı, kötü kokulu akıntı veya ateş enfeksiyon belirtisi olabilir.

Bu tür durumlarda rutin kontrol tarihinin beklenmesi doğru değildir.

Özellikle göz ve görmeyle ilişkili ciddi belirtilerde fiziksel tıbbi değerlendirme geciktirilmemelidir.

Makyaj ve kontakt lens kullanımı

Ameliyat sonrasında göz makyajına hemen dönülmemelidir.

Taze kesi hattına kozmetik ürün uygulanması tahriş ve enfeksiyon açısından uygun olmayabilir.

Dikişlerin durumu ve yara iyileşmesi kontrol edildikten sonra makyaja dönüş konusunda bilgi verilebilir.

Makyaj yeniden başladığında kullanılan fırça ve ürünlerin temiz olması önemlidir.

Makyajı temizlerken kesi alanı sert şekilde ovalanmamalıdır.

Kontakt lenslerde de benzer şekilde dikkat gerekir.

Lens takıp çıkarırken göz kapağını çekmek gerekebilir.

Bu hareket erken iyileşme döneminde rahatsızlık oluşturabilir.

Gerekli dönemde gözlük kullanmak daha rahat olabilir.

Kontakt lens kullanımına ne zaman dönüleceği kişinin iyileşme durumuna göre belirlenmelidir.

İşe ve sosyal yaşama dönüş

Fiziksel olarak işe dönebilme süresi ile morlukların tamamen kaybolması aynı olmayabilir.

Masa başında çalışan bir kişi kendisini birkaç gün içerisinde hafif işlerini yapabilecek durumda hissedebilir.

Ancak göz çevresindeki morluk ve şişlik nedeniyle sosyal açıdan daha uzun süre beklemeyi tercih edebilir.

Uzun süre bilgisayar ekranına bakmak bazı kişilerde göz yorgunluğu veya kuruluk hissini artırabilir.

Bu nedenle düzenli aralar vermek yararlı olabilir.

Fiziksel olarak ağır işlerde daha uzun süre gerekebilir.

Ağır kaldırma ve yoğun egzersiz erken dönemde kan basıncını artırabilir.

Bu durum göz çevresindeki şişlik ve kanama açısından uygun değildir.

Düğün, önemli toplantı veya profesyonel fotoğraf çekimi gibi organizasyonlar varsa ameliyatın hemen öncesine planlanmaması daha doğru olur.

İyileşmeye yeterli zaman tanımak hastanın üzerindeki zaman baskısını azaltır.

Egzersize ne zaman başlanabilir?

Hafif yürüyüş, doktorun uygun gördüğü dönemde başlanabilecek ilk aktivitelerden biridir.

Koşu, ağır ağırlık çalışmaları ve yoğun kardiyo daha sonra değerlendirilir.

Egzersiz sırasında kan basıncının belirgin artması erken dönemde şişliği veya kanama riskini etkileyebilir.

Yoga yapılıyorsa başın uzun süre aşağıda kaldığı pozisyonlar konusunda dikkatli olunmalıdır.

Yüzme için kesi hattının yeterince kapanması gerekir.

Havuz veya deniz suyunun iyileşmemiş yara ile teması uygun değildir.

Her hastanın günlük aktivitesi ve spor düzeni farklı olduğu için Dr. Ömer Parıldar’a yapılan egzersizlerin ayrıntılı olarak anlatılması faydalıdır.

Alt göz kapağı veya kaşla birlikte değerlendirilebilir mi?

Üst göz bölgesinde sorun yaşayan bazı kişilerde alt göz kapağı veya kaşla ilgili ayrı değişiklikler de bulunabilir.

Alt göz kapağındaki torbalanma veya deri gevşekliği farklı bir cerrahi değerlendirme gerektirir.

Kaş düşüklüğü de üst kapağın ağır görünümüne katkıda bulunabilir.

Bununla birlikte başka bölgelerde değişiklik bulunması mutlaka aynı seansta ek işlem yapılmasını gerektirmez.

Hastanın temel şikâyeti yalnızca üst göz kapağındaysa yalnızca o bölgenin tedavisi yeterli olabilir.

Cerrahi kapsamın gereksiz biçimde genişletilmesi doğru değildir.

Dr. Ömer Parıldar muayenede komşu bölgelerin üst göz kapağı görünümüne gerçekten katkıda bulunup bulunmadığını değerlendirerek kişiye uygun plan oluşturabilir.

Üst göz kapağı estetiği sonuçları ne kadar kalıcıdır?

Üst göz kapağı estetiği ile çıkarılan deri tekrar oluşmaz ancak göz çevresi doğal yaşlanma sürecine devam eder. Yıllar içerisinde kalan cilt yeniden elastikiyet kaybedebilir ve kaş pozisyonunda değişiklik meydana gelebilir.

Bu nedenle ameliyat yaşlanmayı tamamen durdurmaz.

Buna rağmen gerçekleştirilen deri çıkarımı uzun süreli bir değişiklik sağlayabilir.

Gelecekte göz çevresinde yeniden ağırlık oluştuğunda bunun nedeni yalnızca göz kapağı olmayabilir. Kaşların zamanla daha aşağı konuma gelmesi de görünümü değiştirebilir.

Sonucun erken dönemde değerlendirilmemesi önemlidir.

Ödemin gerilemesiyle göz kapağı daha doğal bir görünüme kavuşur.

Kesi çizgisi de aylar içerisinde olgunlaşır.

Hastanın başlangıçtaki doğal göz şekli ve yüz asimetrisi belirli ölçüde korunur.

Cerrahinin amacı başka bir göz şekli oluşturmak değil, hastanın kendi göz çevresindeki fazla dokuyu kontrollü biçimde düzenlemektir.

Olası riskler nelerdir?

Kanama meydana gelebilir.

Enfeksiyon gelişebilir.

Şişlik veya morluk beklenenden daha yoğun olabilir.

Kesi hattında iyileşme problemi oluşabilir.

Yara izi bazı kişilerde daha belirgin kalabilir.

Göz kapağında geçici uyuşukluk veya hassasiyet değişikliği görülebilir.

Sağ ve sol taraf arasında belirli farklılıklar devam edebilir.

Göz kuruluğu artabilir.

Göz kapağının kapanmasında geçici sorun yaşanabilir.

Nadir durumlarda daha ciddi göz ve görme komplikasyonları gelişebilir.

Bu nedenle ameliyat küçük bir kesiyle gerçekleştiriliyor olsa da basit bir cilt işlemi olarak değerlendirilmemelidir.

Göz kapağının hem estetik hem fonksiyonel bir yapı olduğu unutulmamalıdır.

Hastanın cerrahiye karar verirken yalnızca beklediği görünümü değil, olası komplikasyonları ve iyileşme dönemini de anlaması gerekir.

İstanbul dışından gelen hastalar nasıl planlama yapmalı?

Başka şehir veya ülkeden İstanbul’a gelen kişilerin ameliyatın ardından yapılacak ilk kontrolü de planlaması gerekir.

Dikişlerin ne zaman değerlendirileceği veya alınacağı dönüş tarihini etkileyebilir.

Ameliyat sonrasında hastanın kendi aracını kullanmadan ulaşım planlaması daha doğru olabilir.

Bir refakatçinin bulunması özellikle operasyon gününde yardımcı olabilir.

Şişlik ve morluk nedeniyle kişinin hemen sosyal programa katılmak istememesi mümkündür.

Bu nedenle seyahat programının yoğun tutulmaması faydalı olabilir.

İstanbul’dan ayrılmadan önce yara bakımının, kullanılacak ilaçların, gözlük ve kontakt lens düzeninin ve sonraki kontrollerin açık biçimde anlaşılması gerekir.

Görmeyle ilgili ani bir problem oluşursa kişinin bulunduğu yerde acil sağlık hizmetine ulaşması gerektiği unutulmamalıdır.

Dr. Ömer Parıldar

Göz kapağı cerrahisinde küçük miktardaki doku değişiklikleri bile yüz ifadesini ve göz fonksiyonunu etkileyebilir. Dr. Ömer Parıldar bu nedenle yalnızca görünen deri fazlalığını değil; kaş pozisyonunu, kapak kıvrımını, yağ dokusunu, kuru göz öyküsünü ve sağ-sol taraf arasındaki doğal farklılıkları birlikte değerlendirir.

Bazı kişilerde sınırlı deri çıkarımı yeterli olabilir.

Başka bir hastada belirgin iç kapak yağ dokusunun da kontrollü şekilde düzenlenmesi gerekebilir.

Bir başka kişide ise ağır görünümün önemli bölümü kaş pozisyonundan kaynaklanabilir.

Üst göz kapağı estetiği için doğru cerrahi plan, mümkün olan en fazla dokuyu çıkarmaya değil, doğal göz ifadesini ve sağlıklı göz kapağı kapanmasını koruyarak gerçekten fazla olan dokuları düzenlemeye odaklanmalıdır.

Muayene sırasında kesi hattı, beklenen değişiklik, iyileşme süreci ve mevcut göz çevresi anatomisinin cerrahi sonuca nasıl yansıyacağı ayrıntılı biçimde değerlendirilebilir.

İletişim

Dr. Ömer Parıldar

Telefon: +90 546 198 81 35
WhatsApp: +90 546 198 81 35
E-posta: info@dromerparildar.com

Adres:
Basınköy, Florya Cd. No:15-17
34153 Bakırköy / İstanbul

Üst göz kapağınızdaki deri fazlalığının, kaş pozisyonunun ve göz çevresi yapılarının birlikte değerlendirilmesi için Dr. Ömer Parıldar ile bireysel muayene randevusu oluşturabilir, size uygun cerrahi yaklaşımı ve iyileşme sürecini ayrıntılı biçimde görüşebilirsiniz.

İlgili bağlantı: https://www.dromerparildar.com/iletisim/

İlgili bağlantı: https://www.instagram.com/dromerparildar/

Blog sayfasına dön

Bilgileriniz

WhatsApp
Dr. Ömer Parıldar Canlı destek · WhatsApp
Merhaba, size nasıl yardımcı olabiliriz? Dilerseniz randevu, hizmetler veya süreç hakkında hemen bize yazabilirsiniz.